Ana içeriğe atla

Iyiligi Kalbınden Tasan Kuzu


Yepyeni bir yılın günlerini birlikte tüketmeye başladık bile oğlum. Çok şükür. Özellikle bu yılbaşı eğlenceli ve huzurlu geçti. Bir yılbaşı gecesine yakışır biçimde kar yağdı. Ben zaten yarım gün için işe gitmeyi manasız bulanlardanım. Kar da gitmeme izin vermeyince Perşembe'den Pazara 4 günlük bir yeni yıl tatilimiz oldu. 

Yılın son günü neredeyse tüm gün dışarıda karla oynadık. En sevdiğin şeylerden biri. Evde "Bu sene mutlaka gideriz" diye her zaman tam takım kayak kıyafetleri bulunduruyoruz :) Kar topu oynamaya çıkarken kayak kıyafetlerimizi giydik. Üşüme ıslanma riskini azalttık böylece. Bütün çocuklar bahçedeydi. Kimi kartopu oynuyor, kimi kardan adam yapıyordu. Biz ve bir kaç kişilik proje ekibi ise iglo yapmaya karar verdik. Kamyonunun kasasında kiremit haline getirdiğimiz karlar ile igloyu inşa etmeye çalıştık. Ama tahmin ettiğimizden daha zor ve uzun sürecek bir uğraşmış. Sen minecraft evi yapıyoruz diye kendini ve diğer çocukları motive etmeye çalışsan da işimizi bitiremeden herkes yoruldu :) İkinci katı çıkıp bıraktık. 





Gün biterken eldivenini tüm uyarılara rağmen çıkardın. İyim ben üşümüyorum dedin. Eve giderken parmaklarım çok acıyor diye ağlıyordun :) Hiç dinlemiyorsun ki. Sonraki gün de  karda futbol oynanmaz desem de fayda etmedi. Bir de maç yaptık. Evde sıcak bir saleple kendimize geldik. Ufak ufak da akşam için hazırlandık. 

Ersan amcanlarla birlikte bir akşam yemeği yedik dışarıda. Biz yemekte laflarken sen Derin ablanla koşturup durdun. Sonra onlar gecenin devamı için başka bir arkadaşlarına gitti. Biz de sitedeki arkadaşlarımızla Osman-Özüm çiftinin evine gittik. Evde o akşam 6 tane çocuk vardı seninle birlikte. Tam tımarhane gibiydi. Ama kimse şikayet etmedi. Biz bir masanın etrafına oturup laflayarak eski yılı yolcu edip yenisine merhaba derken, siz de diğer odada bağır çağır oyunlarla girdiniz yeni yıla. Eğlenelim diye planlamadığımız her yılbaşı, huzurlu ve keyifli geçiyor. Birlikte geri saydık saniyeleri. Öpüşüp, koklaşıp iyi dileklerimizi bir kez daha seslendirdik. Bütün gün dışarıda karla oynadığımız için yeni yılın ilk saati dolmadan da evde yataklarımızda uykuya dalmıştık.   

Aslında başlarken bir yılbaşı yazısı yazmak değildi niyetim. Konu başlığından da anlamışsındır. Dün akşam her zaman ki gibi yatmadan önce rutinimiz için kitap okumaya başladık. Okuduğumuz kitabın adı Pasaklı Pelin'di. Kitabın girizgahında Pelin'in ne kadar pasaklı olduğunu anlatıyordu. Sen kızgın bir şekilde kitabı koltuğun üzerine atıp "Bu kitap beni üzüyor, okumak istemiyorum." dedin. Sebebini sordum tabi. Sınıftaki Pelin isimli arkadaşını çok sevdiğini, kitapta Pelin için pasaklı denmesine çok üzüldüğünü söyledin. Söylemekle kalmadın, gözlerinde, yüzünün tüm hareketlerinde üzüntünün izleri vardı. Çok samimi ve içtendi. Bu yüzden beni de etkiledi. Tabi kitaptaki Pelin'le sınıftki en sevdiğin arkadaşlarından olan Pelin'in aynı kişiler olmadığını anlattım sana. Neyse ki kitabın sonunda mutlu olan da Pasaklı Pelin karakteri oldu. Ama yine de kitabı sevmediğini ve bir daha okumayacağını söyledin.  

Bunun gibi birçok olay yaşadık. Bir defasında cep telefonunda komik videolar izliyorduk birlikte. Bir kedi televizyonun üstünden rafa atlarken kayıp çok komik bir biçimde yere düşüyordu. Ben doğal olarak katılarak gülmüştüm bu küçük videoya. Senin bana diktiğin gözlerindeki öfkeyi görmem bile gülmemi durduramadı. Sen çok öfkelenmiştin. Sebebini sorduğumda "Neden gülüyorsun, onun canı acıdı." demiştin.

Oyun oynarken yanlışlıkla çarpıştığımızda benim canım acıdıysa ve yüz ifadem bunu gizleyemiyorsa gözlerin dolar gibi oluyor ve iyi hissetmem için elinden geleni yapıyorsun. Hangi birini anlatsam bilemedim. İyi ve mutlu bir çocuk yetiştirelim istiyoruz. Dün kitap okurken bunu yazayım dedim kendi kendime. Nasıl bir çocuk olduğunu bil diye. 

Sen, yüreği sevgi dolu, iyi kapli, empati yapabilen, naif bir çocuksun. Dışarıdan yerinde duramayan, dağınık, öfkeli bir kirpiyi andırsan da, ben senin marşmelov gibi yumuşak ve tatlı halini görebiliyorum kuzum :) Seni çok seviyorum. Hep iyi bir insan ol. Belki zaman zaman üzüleceksin, kırılacaksın. Ama günün sonunda iç huzurun her şeye değdi diyecek.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elmyra Duff

Uzun zamandır bir köpeğimiz olsun istiyorum ben. Her fırsatta söylerim annene. Annen köpeklerden çekinir. Köpeklerden hoşlanmaz diyemem sadece uzaktan sevmeyi tercih eder. Yanlarına sokulmaz, hatta bir köpek ona doğru yaklaşırsa genelde kaçacak delik arar. Bu yüzden köpek besleme sevdası bahçeli bir evimiz olana kadar rafa kaldırılmıştı. Ortaköy'de oturduğumuz zamanlarda kendimize ait bir kedimiz olmuştu. Mısırdı adı. Ona bakıp büyütmek bile ciddi sorumluluk istiyordu.Sonra anneannene devrettik o sorumluluğu. Kendimize zor bakıyorduk o zamanlar. :) Hayvan sevgisinin çocuk gelişiminde çok önemli bir rolü olduğu, evde evcil bir hayvan ile birlikte büyümenin çok olumlu katkıları oluğunu duyuyoruz, okuyoruz. Ama hali hazırda apartman dairesinde yaşarken, hakkını vererek evcil bir hayvanı sahiplenmeye hazır olmadığımızı ben de kabul ediyorum artık. Bahçeli bir eve geçersek ilerde ilk işim bir köpek almak olacak ama. Çünkü sen de benim gibi bayılıyorsun köpeklere. Şimdiye kadar tatsız b...

Yaz gibisi var mı ?

Ben yazcı biri değilim aslında. Ne melankolik bir yapım var ne de hüzne düşkünüm ama yine de sonbaharcı diyebilirim kendime. Ne kazak giyecek kadar serin, ne pişik olacak kadar sıcak olsun isterim hava. Ama seninle birlikte hayatımızda değişen birçok şey gibi favori mevsimimin de değiştiğini fark ettim. Artık ben de yazcıyım. Son bir iki gündür İstanbul'u sel götürdüğünde daha da iyi anladım sıcağın kıymetini. Çünkü sevimli tosbağamız eğer günün tamamını evde geçirmek zorunda kalırsa çok keyifsiz oluyor. Evet senden bahsediyorum. Bana kalsa geçerim TV'nin karşısına akşama kadar patlamış mısır ve film yaparım. Hatta annenle eskiden 13 saat aralıksız dizi izlemişliğimiz de vardır. :)) Artık onlar mazide kaldı zaten. Şimdi evde içine duracell kaçmış 10 kata kadar daha enerjili bir tosbağamız olduğun için, odalar arası sprintler, yastıklarla yapılan grekoromenler, attiler ve tuttiler ile yetinemiyoruz. Rutin bir şekilde anneannen seni sabah kahvaltıdan sonra ve öğle uykundan sonra ...

Uykucu Şirin

Dünyada en tatlı zaman harcama yöntemi uyku kurabiyem. Büyüdüğünde babanı daha iyi anlayacaksın. Şimdi bolca vaktin oluyor uyumak için. İleride eğer bana benzerse huyun suyun, bu kadar bol uyuduğun günleri özleyeceğinden emin ol. Sabah işe gitmek için böldüğüm uyku en kıymetlisi. Senden önce hafta sonları geç kalkma lüksümüz vardı. Artık uyumaktan sıkılınca kalkardık yataktan. Suzan hamile iken, arkadaşlara "bebeksiz hayatta en çok neyi özlüyorsunuz" dediğimizde anlaşmış gibi hepsi "uyku" diyordu. Şimdi bana sorsalar ben de uyku derim :) Şikayet etmiyorum daha çok durum tasviri diyelim buna biz. Yenidoğan bir bebek günün ortalama 16 saatini uykuda geçiriyormuş. Hastanede hemşireler seni ilk kucağımıza verdiği andan itibaren uyku düzeninle ilgili hiç sorun yaşamadık. Elimizden geldiğince uykun için bir düzen oluşturmaya çalıştık. En önemlisi bebeğe gece-gündüz kavramını aktarabilmekmiş. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Eğer gece ve gündüz olgusu yerleşmezse gece nöbetçi...