Ana içeriğe atla

Uykucu Şirin

Dünyada en tatlı zaman harcama yöntemi uyku kurabiyem. Büyüdüğünde babanı daha iyi anlayacaksın. Şimdi bolca vaktin oluyor uyumak için. İleride eğer bana benzerse huyun suyun, bu kadar bol uyuduğun günleri özleyeceğinden emin ol. Sabah işe gitmek için böldüğüm uyku en kıymetlisi. Senden önce hafta sonları geç kalkma lüksümüz vardı. Artık uyumaktan sıkılınca kalkardık yataktan. Suzan hamile iken, arkadaşlara "bebeksiz hayatta en çok neyi özlüyorsunuz" dediğimizde anlaşmış gibi hepsi "uyku" diyordu. Şimdi bana sorsalar ben de uyku derim :) Şikayet etmiyorum daha çok durum tasviri diyelim buna biz.

Yenidoğan bir bebek günün ortalama 16 saatini uykuda geçiriyormuş. Hastanede hemşireler seni ilk kucağımıza verdiği andan itibaren uyku düzeninle ilgili hiç sorun yaşamadık. Elimizden geldiğince uykun için bir düzen oluşturmaya çalıştık. En önemlisi bebeğe gece-gündüz kavramını aktarabilmekmiş. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Eğer gece ve gündüz olgusu yerleşmezse gece nöbetçi asker gibi bizi başına dikme ihtimalin yüksekti. İlk günden beri bu konuda çok anlayışlısın. Geceleri 8-9 gibi banyo yapıp uyuyor, sabah 8-9 gibi güne merhaba diyorsun. Bu arada bikaç beslenme molası için uyanıyormuşsun. Muşlu zamanı kullanarak anlatıyorum çünkü davul sesine bile uyanamayan bir baban var. Bu yüzden gece annen ve nanni seninle ilgileniyor. 

Zifiri karanlıkta büyüme hormonlarının daha aktif olduğu şu an kanıtlanmış bir gerçek. Uyuduğun oda bu yüzden mümkün olduğunca karanlık oluyor. Sesli ortamlarda uyumaya alışman için başlarda gürültü yapmaktan pek çekinmemiştik. Sen de buna alışmıştın. Sonra kendiliğinden sese daha duyarlı olmaya başlayınca bizde ses izolasyonuna özen göstermeye çalıştık.

Mevcut düzenine o kadar alıştın ki gün içerisinde 2şer saatlik aralıklarla uyumazsan canımıza okuyorsun. Uykun gelmeye başladığında klasik bir kaç belirtin var. Kolunu emmeye başlıyorsun. Kendi kendine ilginç sesler çıkarıyorsun. Kafa sağa yatıyor. İlk 3-4 aylık dönemde kucakta uyutmak süperdi seni. Şarkı söyleyerek ya da adios cingılı ile gezerken uyurdun. Yada geleneksel pışşşş pışşş tekrarını kullanırdık. Bu yöntemde ben iyim. Kilon, anne babanın omurilik eğrisini yeniden şekillendirecek kadar artınca artık ayakta sallama yöntemini kullanmaya başladık. Bu yöntemde annen yüksek lisans aldı diyebiliriz. 

Artık yatağında kendi kendine uyuyorsun genellikle. Özellikle büyük gece uykusu öncesinde banyonun hemen ardından bir biberon sütü devirip, kendi kendine şarkılar söyleyerek, bir o yana bir bu yana dönerek yavaş yavaş uykuya dalıyorsun. Bazen seni izliyoruz uyumaya çalışırken. Gülmeyi engelleyemediğimizde uykun bölünüyor. Düşün artık ne kadar deli yattığını. Bazen ayakların yatağın boşluklarından dışarı çıkmış, bıraktığımızın tam tersi istikamette buluyoruz seni. Gerçekten çok komik uyuyorsun. Evde videosunu bulabilirsem eklerim.

Uykudan sakin bir şekilde uyanıyorsun. Gündüz uykuların istisnalar dışında 30 ila 45 dk arasında sürüyor. Çok nadir ağlayarak uyandın. Yatakta etrafını izliyorsun sıkılana kadar. Eğer biz henüz uyandığını farkedemediysek sen haber veriyorsun bize :) Annen uyanmış haline taze et diyor. Pamuk gibi oluyor tenin uyandığın zaman. Bu yüzden bir miktar ısırığa maruz kalıyorsun her uyanışında. Çok da mutlu bir bebek oluyorsun. Uykusunu almış, dinlenmiş, huzurlu...

Doğduğundan beri hafta içi anneannenin odasında, hafta sonu bizim odamızda uyuyorsun. Yatağını taşıyoruz şimdilik. Tek başına odanda uyumadın henüz. Biraz daha büyümeni bekliyoruz odana taşınman için. 

Birde birlikte sarılıp uyuyabilmeyi bekliyoruz dört gözle. Hadi büyü bir an önce...

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elmyra Duff

Uzun zamandır bir köpeğimiz olsun istiyorum ben. Her fırsatta söylerim annene. Annen köpeklerden çekinir. Köpeklerden hoşlanmaz diyemem sadece uzaktan sevmeyi tercih eder. Yanlarına sokulmaz, hatta bir köpek ona doğru yaklaşırsa genelde kaçacak delik arar. Bu yüzden köpek besleme sevdası bahçeli bir evimiz olana kadar rafa kaldırılmıştı. Ortaköy'de oturduğumuz zamanlarda kendimize ait bir kedimiz olmuştu. Mısırdı adı. Ona bakıp büyütmek bile ciddi sorumluluk istiyordu.Sonra anneannene devrettik o sorumluluğu. Kendimize zor bakıyorduk o zamanlar. :) Hayvan sevgisinin çocuk gelişiminde çok önemli bir rolü olduğu, evde evcil bir hayvan ile birlikte büyümenin çok olumlu katkıları oluğunu duyuyoruz, okuyoruz. Ama hali hazırda apartman dairesinde yaşarken, hakkını vererek evcil bir hayvanı sahiplenmeye hazır olmadığımızı ben de kabul ediyorum artık. Bahçeli bir eve geçersek ilerde ilk işim bir köpek almak olacak ama. Çünkü sen de benim gibi bayılıyorsun köpeklere. Şimdiye kadar tatsız b...

Yaz gibisi var mı ?

Ben yazcı biri değilim aslında. Ne melankolik bir yapım var ne de hüzne düşkünüm ama yine de sonbaharcı diyebilirim kendime. Ne kazak giyecek kadar serin, ne pişik olacak kadar sıcak olsun isterim hava. Ama seninle birlikte hayatımızda değişen birçok şey gibi favori mevsimimin de değiştiğini fark ettim. Artık ben de yazcıyım. Son bir iki gündür İstanbul'u sel götürdüğünde daha da iyi anladım sıcağın kıymetini. Çünkü sevimli tosbağamız eğer günün tamamını evde geçirmek zorunda kalırsa çok keyifsiz oluyor. Evet senden bahsediyorum. Bana kalsa geçerim TV'nin karşısına akşama kadar patlamış mısır ve film yaparım. Hatta annenle eskiden 13 saat aralıksız dizi izlemişliğimiz de vardır. :)) Artık onlar mazide kaldı zaten. Şimdi evde içine duracell kaçmış 10 kata kadar daha enerjili bir tosbağamız olduğun için, odalar arası sprintler, yastıklarla yapılan grekoromenler, attiler ve tuttiler ile yetinemiyoruz. Rutin bir şekilde anneannen seni sabah kahvaltıdan sonra ve öğle uykundan sonra ...