Ana içeriğe atla

Yeniden


Uzun aradan sonra merhaba yine adamım. Bugün belki de son bir aydır ilk kez biraz boş vakit bulup blogla ilgilenebildim. Hemen kısa bir iki yazı yazıp kaçacağım. İlk olarak motorsiklet sevdanı yazayım.

Bisiklet ile 2 yaşında tanıştın. Hep söylediğim gibi fiziksel aktiviteleri seven, kolay öğrenen, haraketli bir çocuksun. Zekanın birden çok türü var diyor bilim adamları. Senin duygusal ve kinestetik zekası üstün bir çocuk olduğunu söyleyebilirim. Hafif sivrilmeye başlayan göbeğin ve 37kg' bulan ağırlığınla zaman zaman fiziksel aktivitelerde zorlanmaya başlamış olsan da bu durum, kavrayıp üstesinden gelemeyeceğin iş olmadığı gerçeğini değiştirmiyor. 

Geçen yıl yine youtube'da pocket bike videoları görmüştün. O zamandan beri hep doğum günümde bana motor al diyordun. Tamam alayım da nerede bineceğiz? Ayrıca biraz tehlikeli. Bu yüzden motor istemeye başladığında hevesini alman için daha güvenli olduğunu düşündüğüm elektrikli bir ATV aldım sana. En azından 4 tekeri vardı :) 

Ama motor sevdan hiç azalmadığı gibi her aklına geldiğinde motor al bana demeyi de bırakmadın. Ben de bir yandan araştırıyordum. Öyle eğitim almadan, kontrolsüz bir şekilde al sana pocket bike aldım deyip  motorsiklete bindiremezdim seni. Senin yaş grubun için ne yazık ki çok alternatif yoktu Türkiye'de. Daha çok yetişkinlere yönelik kurslar vardı. Bir tek Volkan Işık Academy vardı ama oda senin yaşındakileri kabul etmiyordu. 

Yardıma arkadaşın Yiğit'in babası benim de arkadaşım Uğur yetişti. Onlara senin motorsiklet sevdandan ve bir çözüm aradığımdan bahsetmiştim. Sonunda tam aradığımız yeri bulduk. Uğur Kilyos'ta eski Türkiye motocross şampiyonu Süleyman Memnun'un açtığı kursun linki attı bana. Hemen arayıp randevu aldık. Ormanın içinde, karadenize kıyı nefis bir yerde kurulmuş. Garajında onlarca motor vardı. Senin yaş grubun için uygun olan 50cc otomatik vitesli olanlar da vardı. Burası işin tekniğini, güvenli kullanım esaslarını öğrenebileceğin, bunu hem de tüm güvenlik ekipmanları ile yapabileceğin bir yerdi.

İlk deneme dersi için Pazar sabahı gittik. Sen Yiğit ve Toprak. Süleyman hoca öğrenmek için bisiklete binmenin yeterli olduğunu söyledi. Kıyafetleri ve kocaman motocross kaskını takınca çok sevimli görünüyordun. 1 saatlik ilk derste olayı kaptın hemen. Hiç tereddüt etmemiştim zaten. Seni izlemek de çok eğlenceliydi. Siz 3 arkadaş ders alırken, pisti hafif yukarıdan gören tepede 3 baba oturup sizin dedikodunuzu yaptık. Ders bitip geldiğinde mutluluk gözlerinden okunuyordu. Tekrar gelmek ister miydin ? Tabii ki. Sormam hataydı. 

Öyle de oldu. 10 saatlik bir paket satın aldık. Tatil için İstanbul dışında olduğumuz 2-3 haftalık dönem dışında her hafta pazar günü motocross'a gidiyoruz şimdi. Sen kullanmayı iyice öğrendin. Dönüşler, frenleme, ayakta sürüş v.s. Her ders size Deniz abiniz eşlik ediyor. Önce ana pistte 10 dk ısınıyor, ardından ormana ağaçlar arasında kıvrılan, yükselen ve alçalan patikalara doğru gidiyorsunuz. Ben de denediğim için biliyorum, en zevkli kısmı parkurda sürmek. 

Toprak ilk dersten sonra gelmedi. İki hafta öncesine kadar Yiğit'le ikiniz gidiyordunuz. İki hafta önce Derin ablan da başladı. Bir dönem Yiğit'in babası Uğur'la ben de ders aldık. O'nun motosikleti var zaten. Acemi olan bendim. Artık ben de sürebiliyorum :) Çok çok eğlenceli bir şey olduğu konusunda sana katılıyorum babacım. Senin de böyle düşündüğünü biliyorum. Okul zamanı sabah yataktan çıkmakta zorlanan, sürekli "beş dakika daha ne olur"  diyen sen pazar sabahları kısık sesle motocross zamanı dememle yataktan fırlıyorsun. İlk aylarda henüz 3ncü köprü açılmadığı için 2nci köprüden giderdik. Biraz yol uzundu. O yüzden trafiğe kalmayalım diye erken saati ayarlamıştık. Geçen ay 3ncü köprü açıldı. Bizim evin hemen arkasında yeni bir bağlantı yolu açıldı. Şimdi oradan otobana girip yarım saatte tam da Demirciköy'den çıkıyoruz. Ama yine de sabah erken saatte gitmeye devam ediyoruz. Pazarları öğleye kadar miskin miskin uyumaktansa güne erken başlamış oluyoruz. Bir saat motora bindikten sonra onbiri biraz geçe evde oluyoruz. 

En sevdiğin kısmı çamurda sürmek. Motocross günü sabah uyandığımızda hava yağmurluysa sevinçten ayakların yerden kesiliyor. Sabah üç çocuk parkura çıkıyorsunuz onlar genelde gittikleri gibi tertemiz gelirken sen arabaya binmeden üstünü değiştirmek zorunda kalıyorsun :) Son gidişimizden bir gün önce epey yağmıştı. Parkurda su gölcükleri oluşmuşç Çok heyecanlıydın. Ama Deniz abin sular tahmin ettiğinizden derin olabilir dikkat edin dediği için hevesin kursağında kaldı. O da çözmüş seni. Hem seni hem motoru korumak için biraz abartmış olabilir. Ama işe yaramış. Aşağıdaki videoda normalde af etmeyeceğin bir su birikintisinin usulca yanından geçiyorsun. Bir iki kez annen de izlemeye geldi seni. İmkan olsa otobüs kaldırırsın seni izlemeye gelsinler diye :) 

Motosiklet kullandığını duyanlar ilk önce sanki  seni bir spora başlatmamışım da Malta'ya sürgüne göndermişim gibi tepki veriyorlar. Bu işe çocuğu niye alıştırdın. Ya tehlikeli niye sürdürüyorsun v.s. Kendimden şüphe etmeye başladım. En azından Türkiye Şampiyonundan ders alıyorsun. Kurallı kullanmayı öğreniyor, güvenlik tedbirlerini alıyorsun. Motosiklet sürmeyi çok seviyorsun diye seni kırmayıp her hafta götürmeye devam edeceğim. Senden sadece bir tek isteğim var bu konuda. Lütfen büyüdüğünde de bu işi dirtbike ile bir doğa sporu olarak yapmaya devam et. Özellikle trafiksiz ortamda. Trafikte motor kullanmayı istemem senin de ileride kullanmanı tercih etmem. Trafik çok tehlikeli, diğer sürücüler çok dikkatsiz, kimse kurallara uymuyor. Unutma bunu lütfen. Bana ne zaman motor alacaksın diyorsun ya. Bunlar o internetten baktığımız çin malı pocket bike'lar gibi değil babacım. En ufağı 4-5 bin EUR'dan başlıyor. Sen sürekli büyüyorsun. Sık sık değiştirmek lazım. Ona ayıracak paramız yok şimdi. Ayrıca yaşadığımız yerde kullanabileceğin bir alan yok. O yüzden satın almak yerine motocrossparktakileri kullanmaya devam edeceğiz. İleride belki. 


 












Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elmyra Duff

Uzun zamandır bir köpeğimiz olsun istiyorum ben. Her fırsatta söylerim annene. Annen köpeklerden çekinir. Köpeklerden hoşlanmaz diyemem sadece uzaktan sevmeyi tercih eder. Yanlarına sokulmaz, hatta bir köpek ona doğru yaklaşırsa genelde kaçacak delik arar. Bu yüzden köpek besleme sevdası bahçeli bir evimiz olana kadar rafa kaldırılmıştı. Ortaköy'de oturduğumuz zamanlarda kendimize ait bir kedimiz olmuştu. Mısırdı adı. Ona bakıp büyütmek bile ciddi sorumluluk istiyordu.Sonra anneannene devrettik o sorumluluğu. Kendimize zor bakıyorduk o zamanlar. :) Hayvan sevgisinin çocuk gelişiminde çok önemli bir rolü olduğu, evde evcil bir hayvan ile birlikte büyümenin çok olumlu katkıları oluğunu duyuyoruz, okuyoruz. Ama hali hazırda apartman dairesinde yaşarken, hakkını vererek evcil bir hayvanı sahiplenmeye hazır olmadığımızı ben de kabul ediyorum artık. Bahçeli bir eve geçersek ilerde ilk işim bir köpek almak olacak ama. Çünkü sen de benim gibi bayılıyorsun köpeklere. Şimdiye kadar tatsız b...

Yaz gibisi var mı ?

Ben yazcı biri değilim aslında. Ne melankolik bir yapım var ne de hüzne düşkünüm ama yine de sonbaharcı diyebilirim kendime. Ne kazak giyecek kadar serin, ne pişik olacak kadar sıcak olsun isterim hava. Ama seninle birlikte hayatımızda değişen birçok şey gibi favori mevsimimin de değiştiğini fark ettim. Artık ben de yazcıyım. Son bir iki gündür İstanbul'u sel götürdüğünde daha da iyi anladım sıcağın kıymetini. Çünkü sevimli tosbağamız eğer günün tamamını evde geçirmek zorunda kalırsa çok keyifsiz oluyor. Evet senden bahsediyorum. Bana kalsa geçerim TV'nin karşısına akşama kadar patlamış mısır ve film yaparım. Hatta annenle eskiden 13 saat aralıksız dizi izlemişliğimiz de vardır. :)) Artık onlar mazide kaldı zaten. Şimdi evde içine duracell kaçmış 10 kata kadar daha enerjili bir tosbağamız olduğun için, odalar arası sprintler, yastıklarla yapılan grekoromenler, attiler ve tuttiler ile yetinemiyoruz. Rutin bir şekilde anneannen seni sabah kahvaltıdan sonra ve öğle uykundan sonra ...

Uykucu Şirin

Dünyada en tatlı zaman harcama yöntemi uyku kurabiyem. Büyüdüğünde babanı daha iyi anlayacaksın. Şimdi bolca vaktin oluyor uyumak için. İleride eğer bana benzerse huyun suyun, bu kadar bol uyuduğun günleri özleyeceğinden emin ol. Sabah işe gitmek için böldüğüm uyku en kıymetlisi. Senden önce hafta sonları geç kalkma lüksümüz vardı. Artık uyumaktan sıkılınca kalkardık yataktan. Suzan hamile iken, arkadaşlara "bebeksiz hayatta en çok neyi özlüyorsunuz" dediğimizde anlaşmış gibi hepsi "uyku" diyordu. Şimdi bana sorsalar ben de uyku derim :) Şikayet etmiyorum daha çok durum tasviri diyelim buna biz. Yenidoğan bir bebek günün ortalama 16 saatini uykuda geçiriyormuş. Hastanede hemşireler seni ilk kucağımıza verdiği andan itibaren uyku düzeninle ilgili hiç sorun yaşamadık. Elimizden geldiğince uykun için bir düzen oluşturmaya çalıştık. En önemlisi bebeğe gece-gündüz kavramını aktarabilmekmiş. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Eğer gece ve gündüz olgusu yerleşmezse gece nöbetçi...