Ana içeriğe atla

KISA KISA

Aslan parçası günaydınlar olsun. Pek aydın olmuyor gerçi. Bu sene saatleri geri almadı aklı evvel hükümetimiz. Sabah neredeyse zifiri karanlık oluyor uyandığımızda. Bir de biz, annen gibi sabahın 6 sında da uyanıp yola koyulmuyoruz. Senin servisin saat 7:45 gibi sitede oluyor. Normal insanlar en azından 7 gibi kalkıp güzel güzel hazırlıklarını yapar. Biz iki uyku sever olarak  her sabah ufak çaplı bir mucize gerçekleştiriyoruz. Saat 07:15'e kurulan alarmı erteleye erteleye saat 07:30 gibi yataktan çıktıktan sonra bir koşturma var ki evde anlatsak inanmazlar. Senin yataktan kalkışın merasim bandosu gerektiren cinsten. 2 dakika daha baba, 5 dakika daha baba diye diye zaten az kalan zamanı iyice tüketiyoruz. Sen sabah rutinin olan tuvalette oturup uyuklama ve yalandan yüzüne biraz su değdirip yüzümü yıkadım baba eylemini bitirir bitirmez hızlıca kıyafetler giyiliyor. Tuvalette olduğun sürede ben de sana portakal sıkıp 2-3 yumurtalı omletini hazırlıyorum. Bazen  bir şeyi üst üste yersen sıkılıyorsun, o yüzden zaman zaman yumurta, tost, süt, portakal suyu arasında farklı kombinasyonları deniyoruz. Peynir zeytin türevlerini tüketmediğin için başka da bir alternatifimiz yok zaten. Bir de her sabah sana bal, polen, çörek otu yağı, hindistan cevizi yağı ve zerdaçaldan oluşan vitaminini veriyoruz. Bunu kullanmaya başladığından beri hastalanma sıklığın azaldı. Ama kahvaltı hep sallana sallana yapılıyor . Sabahları kaç kere "Babacım servise geç kalıyorsun.", "Hızlan oğlum zaman kalmadı." dediğimi saymadım. Neyse karga tulumba mont ve bot giyiliyor. Sırt çantası sırta hoop dışarı. Haftanın 5 gününün 2 ya da 3ünde mutlaka servis bizi bekliyor. En az 1 dakika gecikiyoruz. Ama 15 dakikaya bu kadar şey sığdırmak da azımsanmayacak bir başarı. Servis hostesi Hanife ablan bizden çok memnun değil. Bunu hissedebiliyorum :)

Bu sene okulda yemeklerden şikayetçisiniz. Dediğinize göre az yemek veriyorlarmış. Üstüne bir de senin her yemeği yememen eklenince dedik ki biz bu çocuğa beslenme çantası yapalım. Okulda midesi kazınırsa atıştırsın. Başta aslında pek doğru olmasa da senin çok sevdiğin Oreo kaymaklı bisküvilerden ve çubuk krakerlerden koyuyordum çantana. Yanına süt ve elma ya da mandalina. Sonunda annen bizim bu sağlıksız atıştırmalıklarımıza daha fazla dayanamadı.  Şimdi çantana sadece süt, kuru dut, fındık ve badem türevleri ile elma ya da mandalina koyuyoruz. Akşam olduğunda beslenme çantan eve içindekilerin hepsi bitmiş olarak geliyor. Tam bir dombili dombik oldun. 34 kilo civarındasın. Boyun çok hızlı uzamıyor ama kilo alıyorsun. Neyse ki çok hareketli bir çocuksun yoksa bu kadar yemeye iyice dombili olacaktın. Biraz rejime sokmamız lazım seni. 

Servise binip gittikten sonra akşam eve gelene kadar pek irtibatımız yok. Telefonlu saat kolunda olduğu için arada serviste beni arıyorsun ama genellikle bu aramaların sebebi ya birini şikayet etmek ya da neredesin baba eve erken gel demek oluyor. Arkadaşlarınla geçinme, ilişki yönetme ve sosyalleşme becerilerin gelişmeye devam ediyor henüz. Biraz da sulu gözlüsün. Serviste Eren, okulda da ismi her gün değişen bir arkadaşın seni çıldırtmış oluyor. Servis sorunu bir ara öyle büyüdü ki hostes arayıp şikayet etti. Genellikle koltuk kavgası oluyormuş. Herkes arka koltukta oturmak istiyor. Sen de en ufaklarısın ve sanırım onlara pek laf geçiremiyorsun. Biz de serviste oyalan ve müzik zevki edin diye sana iPod aldık. Zaten uzun süredir istiyordun. Aldığımız akşam evde oyun oynarken sinirlenip ekranını kırmışsın. Bazen hırsından deliye dönüyorsun babacım. Tabi çok üzülüp ağladın ama camını hala değiştirmedim. Bir süre daha değiştirmeyeceğim de. Davranışlarının sonuçlarıyla yüzleşmen lazım. Bir musibet bin nasihatten iyidir diye boşuna dememişler. Bu haliyle de kullanılıyor hem. Sevdiğin parçaları yükledik içine ve bir kaç tane de zararsız oyun. Sabah serviste seni oyalıyor. Diğer çocuklarla daha az didişiyorsun böylece. En sevdiğin şarkılar, Kazım Koyuncu'dan İşte Gidiyorum, Multitap'tan Çıbık, Muse'dan Butterflies and Hurricanes ve Athena'dan Kafama göre. İleride bir daha açar çocukluk dönemi müzik zevkinin nasıl olduğunu hatırlarsın diye yazdım. Ha bir de ders çalışırken Dmitri Shostakovich'in 2 numaralı Jazz Suite'ini dinlemeyi seviyorsun.

Bir ara muhtemelen arkadaşlarına gösterip hava atmak amacıyla iPod'unu okulda çıkarmışsın. Çünkü içinde motosiklet sürerken videoların var :) Bu arada öğretmenin görüp kızmış. Çünkü neden, çünkü yasak adamım. Konuşmuştuk bunu. Çantadan çıkmayacaktı o. Ama dinledin mi? Hayır tabi ki. Neyse fırçayı yiyince bir süre sabahları iPodunu yanına almak istemedin. 3 gün geçmeden servis hostesi anneni aramış. Ne olur verin şu çocuğa iPod'unu demiş. Yine didişmeler başlamış serviste çünkü. Neyse öğretmeninden özür dileyip, bir daha sınıfta kullanmayacağına dair söz verince tekrar kullanmaya başladın şimdi. 

Her sabah bir son dakika durumu çıkmazsa sabah rutinimizi sona erdiremiyoruz. Bazen dur topumu alacağım, bazen tuvaletim geldi, bazen eldivenimi verir misin ? Neyse sabahları adrenalin dolu güne başlamak fena değil. Erkenden ayılıyoruz :)

Kısa kısa dedim başlığa ama kısa kısa yazılmıyor. Okul bu sene daha da oturdu sanki. Artık daha bir öğrenci gibisin. Ödevlerini yaparken eskiye göre daha az mızmızlanıyorsun. Büyüyor oğlum benim. Ben sınıf babalığından istifa ettiğim için bu yıl okula pek gelmiyorum. Sabahları da servisle gidiyorsun zaten. Öğretmeninle acil bir durum olursa telefonla görüşüyoruz. Ayrıca bu yıl işi sadece okula bırakmıyorum. Geçen sene aklım başıma geldiği için sene başında okul müfredatını destekleyici kitaplar aldım. Akşamları yarım saat ile bir saat arası bir süre seninle konu tekrarı yapıp test çözüyoruz. Okulun uyguladığı testler hem görece daha kolay, hem de öğrendiklerini tekrar etmeden yeterince pekişmiyor. Sen de bu rutine alıştın gibi. Zamanımızı böyle tüketmek benim de pek hoşuma gitmiyor ama sistemde öğütülmemen için biraz takviyeye mecburuz babacım. Dün mesela Türkçe 2nci kitabı bitirdik. 97 sorunun 95'ini doğru cevapladın ki bu testler sizin sınıfta çözdüğünüz testlerden daha zor. Başardıkça da mutlu oluyorsun kendine güvenin artıyor. Ama senin için en kolayı Türkçe olduğundan hangi dersi çalışalım diye seçenek sunduğumda genellikle Türkçe'yi seçiyorsun. Kitap okuma alışkanlığını da oturtmak üzereydik bir ara. Robin Hood ile dünya çocuk klasiklerine giriş yaptık. Her akşam biraz okuyorduk. Ama sonra ara verdik ve düzen bozuldu. Zaten zaman da yetmiyor hiçbir şeye. Olduğu kadar artık.

Akşamları bizim eve gelişimiz 7'yi buluyor. Genellikle annen eve daha önce varıyor. Biz gelene kadar Emeti ablanla evde takılıyorsun. Havalar buz gibi ve dışarıda yapacak bir şey yok. Bir de yasakladığımız Youtube videoları konusunda kuralları biraz gevşettik. Genelde eve gelip yemek yedikten sonra biz gelene kadar Oha diyorum, YapYap ve Oyun Portal videoları izliyorsun. 2-3 aydır Just Cause 3 oyununu almam için yalvarıyorsun :) Ama GTA gibi o da çok şiddet içeriyor babacım. İki üç seneden önce almayacağım.

Uyku saatine kadar zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Genellikle 21:30 gibi yatakta olmanı sağlamaya çalışıyoruz. Uyuman tabi ki 22:00'yi buluyor. Bu aralar evde basket oynamaya bayılıyorsun. Smaç merakı başladı. Biz sana asist yapıyoruz sende potayı kırarcasına hunharca smaçlara devam ediyorsun. Ta ki ter içinde kalıp yorulana kadar. Akşam uyku saati geldiğinde nasıl ki sabah kalkmamak için dakikaları kar sayıyorsan, gece de yatmamak için harcadığın her dakikayı kar sayıyorsun. Bazen annen bazen de ben sen uykuya dalana kadar seninle uzanıyoruz. Yalnız yatmaktan korkuyorsun. Şu salak korku oyunları ve filmler yüzünden zombi, canavar v.s. gördüğünü söyledin dün. Hatta korkuyorum diye ağladın. Kolay bir şey değil babacım biliyorum. Korkmana gerek yok dememiz de bir işe yaramıyor farkındayım. O yüzden her ne kadar seni yalnız uyumaya alıştırmayı tercih etsem de seninle uyuyoruz. Çarşambaları ise bizim yatakta uyuma günü. Aslında babayla uyuma günü ama genellikle ben annemle uyuyacağım dediğin için Çarşambaları benim çocuk yatağında uyuma günüm oldu :) Biz seninle uyurken asıl işimiz uyumak oluyor. En azından ben süreci o yönde ilerletiyorum. Ne zaman annele uyusan laklak ve kikirdemeler 15-20 dakika daha sürüyor :) Annen hiç kıyamıyor sana. Ben birazcık daha kuralcıyım :) 

Hafta sonu rutinimizde pek değişiklik yok. Bu yaz motokross'a başladın. Havalar çok soğuduğu için artık biraz ara verdik ama geçen aya kadar her hafta sonu gidiyorduk. Ardından öğleden sonra basket okulu var. Geçen hafta seni artık mevcut grubunda performans anlamında göze battığın için bir üst gruba aldılar. Şimdi 12:45'te gidiyoruz. Yiğit ve Toprak'tan ayrılmak zorunda kaldın ne yazık ki. Biz de  babalar olarak siz basketteyken masa tenisi oynuyoruz. Sizin kurs bitince sen de masa tenisi oynamak istedin. Şimdi yavaş yavaş masa tenisi oynamayı öğreniyorsun. Her işte olduğu gibi bunda da cin olmadan adam çarpmaya çalıştığın için her seferinde maç yapalım diye tutturuyorsun. Yalandan yenilmediğim zamanlarda oyun hep kavgayla bitiyor. Sen de mazeret çok. Çok yüksek attın sayılmaz, sert attın sayılmaz, bu sayılmaz, o sayılmaz :) Ne yapıyorsan kazanmak istiyorsun ve bu bazen yaptığın işten keyif almanı engelliyor. Bu konu üzerinde çalışıyorum bu aralar. Aşmamız lazım bu durumu adamım. Kendini yiyip bitiriyorsun sonra :(

Çarşambaları ödevsiz gün ve alternatifin az olduğu zamanlar için arkadaşlarını eve davet etmene ya da onlara gitmene izin veriyoruz. Bu sene ki en iyi arkadaşın Yankı. Artun'un papucu dama atıldı biraz sanki. İzin versek her gün birilerini eve davet edeceksin. Çok eğlendiğiniz açık ama her gün yapamayız tabi ki. En sevdiğin oyun Nerf veya ses çıkaran oyuncak silahlarla hırsız polis oynamak. Başlarda bu tarz şiddet temalı oyunlar oynamana karşıydım ama düşündüm de çocukken biz de silahlarla oynardık. Aramızdan kimse seri katil olmadı. Madem eğleniyorsun devam et dedim. Halloween partisinde de ninja oldun :)

Kış birden ve çok sert geldi. Henüz kar yağmış değil ama bu sabah arabanın termometresinde -5 dereceyi gördüm. Biz de Ocak ayında kayak için planlarımızı yaptık. Bu kez Ersan amcanlar ve Uğur amcanlarla birlikte Avusturya'ya gideceğiz. Sen snowboard öğrenmek, ben doya doya kayak yapmak, annende bol bol salep içip kitap okumak istiyor.  
Kısa kısa böyle işte durum ahval babacım. Aşağıya bir iki resim ekledim. Yazarım yine. Seni çok seviyorum.

 Motocross'a gittiğimiz güneşli bir Pazar günü. 
 Piyano dersine giderken. Klasik ulaşım aracımız annenin scooteri
 Okuldan bir resim. Sanırım Güzel sanatlar dersi.
 Motocrossa giderken. Yolda oyalanmak için ipad alınmış.
 Halloween partisi günü. Ninja subZero
 Sınıfça Dolmabahçe gezinizden bir iki kare.

 Öğretmenler günü
Bu ne zamandan bilmiyorum :)
Bu da I belive I can fly video editin. Bunu istediğin gibi yapana kadar yarım saat deneme yaptın :) 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elmyra Duff

Uzun zamandır bir köpeğimiz olsun istiyorum ben. Her fırsatta söylerim annene. Annen köpeklerden çekinir. Köpeklerden hoşlanmaz diyemem sadece uzaktan sevmeyi tercih eder. Yanlarına sokulmaz, hatta bir köpek ona doğru yaklaşırsa genelde kaçacak delik arar. Bu yüzden köpek besleme sevdası bahçeli bir evimiz olana kadar rafa kaldırılmıştı. Ortaköy'de oturduğumuz zamanlarda kendimize ait bir kedimiz olmuştu. Mısırdı adı. Ona bakıp büyütmek bile ciddi sorumluluk istiyordu.Sonra anneannene devrettik o sorumluluğu. Kendimize zor bakıyorduk o zamanlar. :) Hayvan sevgisinin çocuk gelişiminde çok önemli bir rolü olduğu, evde evcil bir hayvan ile birlikte büyümenin çok olumlu katkıları oluğunu duyuyoruz, okuyoruz. Ama hali hazırda apartman dairesinde yaşarken, hakkını vererek evcil bir hayvanı sahiplenmeye hazır olmadığımızı ben de kabul ediyorum artık. Bahçeli bir eve geçersek ilerde ilk işim bir köpek almak olacak ama. Çünkü sen de benim gibi bayılıyorsun köpeklere. Şimdiye kadar tatsız b...

Yaz gibisi var mı ?

Ben yazcı biri değilim aslında. Ne melankolik bir yapım var ne de hüzne düşkünüm ama yine de sonbaharcı diyebilirim kendime. Ne kazak giyecek kadar serin, ne pişik olacak kadar sıcak olsun isterim hava. Ama seninle birlikte hayatımızda değişen birçok şey gibi favori mevsimimin de değiştiğini fark ettim. Artık ben de yazcıyım. Son bir iki gündür İstanbul'u sel götürdüğünde daha da iyi anladım sıcağın kıymetini. Çünkü sevimli tosbağamız eğer günün tamamını evde geçirmek zorunda kalırsa çok keyifsiz oluyor. Evet senden bahsediyorum. Bana kalsa geçerim TV'nin karşısına akşama kadar patlamış mısır ve film yaparım. Hatta annenle eskiden 13 saat aralıksız dizi izlemişliğimiz de vardır. :)) Artık onlar mazide kaldı zaten. Şimdi evde içine duracell kaçmış 10 kata kadar daha enerjili bir tosbağamız olduğun için, odalar arası sprintler, yastıklarla yapılan grekoromenler, attiler ve tuttiler ile yetinemiyoruz. Rutin bir şekilde anneannen seni sabah kahvaltıdan sonra ve öğle uykundan sonra ...

Uykucu Şirin

Dünyada en tatlı zaman harcama yöntemi uyku kurabiyem. Büyüdüğünde babanı daha iyi anlayacaksın. Şimdi bolca vaktin oluyor uyumak için. İleride eğer bana benzerse huyun suyun, bu kadar bol uyuduğun günleri özleyeceğinden emin ol. Sabah işe gitmek için böldüğüm uyku en kıymetlisi. Senden önce hafta sonları geç kalkma lüksümüz vardı. Artık uyumaktan sıkılınca kalkardık yataktan. Suzan hamile iken, arkadaşlara "bebeksiz hayatta en çok neyi özlüyorsunuz" dediğimizde anlaşmış gibi hepsi "uyku" diyordu. Şimdi bana sorsalar ben de uyku derim :) Şikayet etmiyorum daha çok durum tasviri diyelim buna biz. Yenidoğan bir bebek günün ortalama 16 saatini uykuda geçiriyormuş. Hastanede hemşireler seni ilk kucağımıza verdiği andan itibaren uyku düzeninle ilgili hiç sorun yaşamadık. Elimizden geldiğince uykun için bir düzen oluşturmaya çalıştık. En önemlisi bebeğe gece-gündüz kavramını aktarabilmekmiş. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Eğer gece ve gündüz olgusu yerleşmezse gece nöbetçi...