Ana içeriğe atla

Geçmiş olsun fındığım

Dün; bir tam bir de yarım yılı geride bıraktın babacım. Son haftayı biraz nane molla geçirdin. Öksürüğün ve iştahsızlığını metabolizman kendi kendine yensin diyerek beklediğimiz süre sonunda, iyiye giden bir şeyler göremeyince seni kaptığımız gibi doktoruna gittik. Biz iştahsızlık ve öksürükten şikayet ederken pişik sandığımız ama aslında mantar olduğunu öğrendiğimiz kızarıklıklarına da deva olacak bir takım ilaçlarla ayrıldık doktordan. 3-4 günlük ilaç tedavisi bütün dertlerimizi giderdi. Şimdi iyisin. Eskisi gibi iştahın açıldı. Öksürüğün kesildi. Mantar ve pişik kızarıkları geçti. Seni tekrar homini gırtlak görmek de en çok anneni mutlu etti.

Bir önceki kontrole göre 4 cm uzamış ama 600 gr zayıflamışsın. Çok hareketli olmana yormak işime geliyor. Ama son zamanlardaki iştahsızlığının da etkisi var mutlaka.

Birde şu sıcaklar ve sivrisinekler canımızdan bezdirdi. Akşam sıcak olduğu için balkonda oturuyoruz. Ya da tüm pencereler açık oluyor. Sinek kovucu kullanmamıza rağmen ikimizi de ara öğün olarak kullanmalarına engel olamıyoruz. Sabah kalktığımızda seni de beni de yemiş oluyorlar :)) Bu yaz artık geç kaldık ama seneye kesinlikle klima almak gerekecek. Son yılların en bunaltıcı yazını yaşıyoruz. Bunaltan sıcak değil ama yapış yapış nem.

18 aylık hallerinle ilgili bir şeyler yazmak istiyorum. Bu akşam yazarım belki. Çok çabuk değişiyorsun dosbağam. En iyi resimlerine dönüp bakınca anlıyor insan. Keşke daha fazla zaman olsa, daha yakından tanık olsam, kaçırmasan bunları diyorum. Ne yapalım. Şartlar böyle. Buna da şükür.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elmyra Duff

Uzun zamandır bir köpeğimiz olsun istiyorum ben. Her fırsatta söylerim annene. Annen köpeklerden çekinir. Köpeklerden hoşlanmaz diyemem sadece uzaktan sevmeyi tercih eder. Yanlarına sokulmaz, hatta bir köpek ona doğru yaklaşırsa genelde kaçacak delik arar. Bu yüzden köpek besleme sevdası bahçeli bir evimiz olana kadar rafa kaldırılmıştı. Ortaköy'de oturduğumuz zamanlarda kendimize ait bir kedimiz olmuştu. Mısırdı adı. Ona bakıp büyütmek bile ciddi sorumluluk istiyordu.Sonra anneannene devrettik o sorumluluğu. Kendimize zor bakıyorduk o zamanlar. :) Hayvan sevgisinin çocuk gelişiminde çok önemli bir rolü olduğu, evde evcil bir hayvan ile birlikte büyümenin çok olumlu katkıları oluğunu duyuyoruz, okuyoruz. Ama hali hazırda apartman dairesinde yaşarken, hakkını vererek evcil bir hayvanı sahiplenmeye hazır olmadığımızı ben de kabul ediyorum artık. Bahçeli bir eve geçersek ilerde ilk işim bir köpek almak olacak ama. Çünkü sen de benim gibi bayılıyorsun köpeklere. Şimdiye kadar tatsız b...

Yaz gibisi var mı ?

Ben yazcı biri değilim aslında. Ne melankolik bir yapım var ne de hüzne düşkünüm ama yine de sonbaharcı diyebilirim kendime. Ne kazak giyecek kadar serin, ne pişik olacak kadar sıcak olsun isterim hava. Ama seninle birlikte hayatımızda değişen birçok şey gibi favori mevsimimin de değiştiğini fark ettim. Artık ben de yazcıyım. Son bir iki gündür İstanbul'u sel götürdüğünde daha da iyi anladım sıcağın kıymetini. Çünkü sevimli tosbağamız eğer günün tamamını evde geçirmek zorunda kalırsa çok keyifsiz oluyor. Evet senden bahsediyorum. Bana kalsa geçerim TV'nin karşısına akşama kadar patlamış mısır ve film yaparım. Hatta annenle eskiden 13 saat aralıksız dizi izlemişliğimiz de vardır. :)) Artık onlar mazide kaldı zaten. Şimdi evde içine duracell kaçmış 10 kata kadar daha enerjili bir tosbağamız olduğun için, odalar arası sprintler, yastıklarla yapılan grekoromenler, attiler ve tuttiler ile yetinemiyoruz. Rutin bir şekilde anneannen seni sabah kahvaltıdan sonra ve öğle uykundan sonra ...

Uykucu Şirin

Dünyada en tatlı zaman harcama yöntemi uyku kurabiyem. Büyüdüğünde babanı daha iyi anlayacaksın. Şimdi bolca vaktin oluyor uyumak için. İleride eğer bana benzerse huyun suyun, bu kadar bol uyuduğun günleri özleyeceğinden emin ol. Sabah işe gitmek için böldüğüm uyku en kıymetlisi. Senden önce hafta sonları geç kalkma lüksümüz vardı. Artık uyumaktan sıkılınca kalkardık yataktan. Suzan hamile iken, arkadaşlara "bebeksiz hayatta en çok neyi özlüyorsunuz" dediğimizde anlaşmış gibi hepsi "uyku" diyordu. Şimdi bana sorsalar ben de uyku derim :) Şikayet etmiyorum daha çok durum tasviri diyelim buna biz. Yenidoğan bir bebek günün ortalama 16 saatini uykuda geçiriyormuş. Hastanede hemşireler seni ilk kucağımıza verdiği andan itibaren uyku düzeninle ilgili hiç sorun yaşamadık. Elimizden geldiğince uykun için bir düzen oluşturmaya çalıştık. En önemlisi bebeğe gece-gündüz kavramını aktarabilmekmiş. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Eğer gece ve gündüz olgusu yerleşmezse gece nöbetçi...