Ana içeriğe atla

Yarışçı-2


Günaydın tosbağa. Yine bir pazartesi. Son bir haftadır buraya not almıyor oluşum yine günlüğümüzü ihmal ettiğim anlamına gelmiyor. İşler inanılmaz yoğunlaştı. Hani şikayet edip duruyordum ya zaman hiç bir şeye yetmiyor diye. İşler bu kadar yoğun değildi o zamanlar. Ona rağmen bir gün yetmiyordu. Şimdi şikayet etmeye bile vakit yok.

İş yerinde sorunlar vardı son bir yıldır. Şirketin para problemleri yüzünden satacak ürün getirmekte zaman zaman sorunlar yaşıyorduk. Hali ile işler yoğun değildi. Son 1-2 haftadır resmen kürek mahkumu gibi çalışıyorum. Özlemişim bu tempoyu gerçi. İş'te zaman daha çabuk geçiyor böyle. Bu yoğunluk yüzünden zaman bulamıyorum aslında yazmaya. Yazacak bir sürü şey var yine. Mesela okul serimizin üçüncü halkasını yazmam lazım ilk olarak. Ama önce sıcağı sıcağına bu yarışçı serimize devam edelim.

Arabalara ilgin olduğunu büyüyünce yarışçı olmak istediğini söylemiştim. Biz de bu açlığını besliyoruz sürekli. En favori oyuncakların arabalar ve evimiz araba dolu. Bilgisayarda ve ipad' de araba yarışları oynuyoruz. Ama gerçeği bir başka oluyor tabi. Bu yüzden elime geçen bir fırsatı kaçırmadım. Ve bu hafta sonuna bir program yaptım.

Her insanın bazı tutkuları ve hobileri oluyor. Kimisi çokca zaman ve para isteyen hobiler. Bizim şirketin bayilerinden Meftun adında bir arkadaşım var. Onun hobisi de Drift dedikleri kaydırarak araba sürmek. Türkiye'de Drift Klubü olduğunu da ondan duymuştum. Drift yarışlarına katılıyor. Kırmızı bir Nissan 200'ü var. Ona 640 beygirlik Toyota Supra motor taktırmış. Şöyle turbolu yanar dönerli. Bu Pazar'da Olimpiyat Stadının orada antrenman turları yapacaklarmış. Biz de kaçırmadık bu fırsatı seninle gittik. 

Bir sürü apaçi toplanmış antremanları izliyordu gittiğimizde. Kocaman bir alanda dubalar ile ayrılmış parkurda, arabaları bağırta bağırta kaydırarak lastik sesleri ve havadaki erimiş lastik kokusuyla parkuru tamamlıyorlardı. Arabamızı parkettik. Subarı Impreza arabanı da alıp gelmişsin. Nereye geldiğimizin de farkındasın yani :)

İzleyicilerin bölümünde bir süre antremanları izledikten sonra Meftun'un da bulunduğu Driftçiler bölümüne gittik. Tam o sırada bir BMW'nin motoru yağ attığı için başına toplanmış bir sürü adam vardı. Ortamdan çekindiğinden sanırım elimden tutup çekiştirerek BMW'nin yanına götürdün beni. Anlıyormuş gibi yorumlarını da eksik etmedin. Baba bunun parçası eksilmiş. Motoru kırımlış falan diyordun. Nitrosunu sordun bir de arabaların. Hatta lastiklerinden çıkan dumanları nitro sandın. Ben öyle olmadığını açıkladığımda da canın sıkıldı.

Bir sürü güçlü motorlu spor arabayı ve gürültü çıkara çıkara asfaltta kayışlarını izledik beraber. Arabalardan biri kayarken kontrolü kaybedip kendi etrafında dönmeye başladığında yaptığın " İyi gidiyordu da toparlayamadı baba fena döndü fena" yorumun en baba driftçilerce takdirle karşılandı. Biraz büyüdüğünde seni Go-Kart kursuna yazdırmayı düşünüyordum. Şimdi bu ilgini görünce ayakların pedala yetişir yetişmez yazdırayım diyorum.

Oraya sadece uzaktan uzağa arabaları izlemeye gitmedik tabi. Amacımız bir arabaya binmekti. Meftunun kıpkırmısı yeşil jantlı Nissan'ı en beğendiğin araba oldu zaten. Ona binmek istedin. Koca kaskı kafana taktığımızda çok sevimli görünüyordun. Bir süre drift yapanları Nissan'ın şöför koltuğunda camdan sarkarak izledin. Daha sonra Meftun amcanla kısa bir Drift turu yaptınız. Ama asıl parkurda değil tabi. Başta biraz ürktüm seni yanlız bindirme konusunda ama araba iki kişilikti ve bana yer yoktu :) Meftun'u da dikkatli olması konusunda iki kere uyardım. Zaten alçak olan spor koltuklara oturunca etrafı görebildin mi bilmiyorum ama motorun sesi ve arabanın asfaltta kayarken verdiği savrulma hissi çok hoşuna gitmiş olmalı. İndiğinde ağzın kulaklarındaydı. Hatta bana bizim arabayı satıp bundan alalım baba dedin.




Meftuna veda edip ayrılırken tekrar gelelim mi babacım dedim. Hayır baba bunlar da güzel ama ben 2-3-4ncülü yarış istiyorum dedin. Meali şu; Arabaların birinci olmak için yarıştığı bir yarış izlemek istiyorum. Driftte her araba pisti tek başına kullanıp kaymalara ve dönüşlere göre puan topluyor çünkü. Doğal olarak kimse birbirine çarpıp, birbirini manevralarla geçmeyince bu da yarış mı ya havasına girdin. :) 


İzleyiciler arasında otoparka park etmiş bir Subaru Impreza gördük. Yanar dönerli bir laciverte boyamışlardı. Elinde tuttuğun oyuncak Subarunun aynısıydı. Onu da inceleyip binmeden ayrılamadık oradan. Çocuklar arabana bir binip bakayım dediğinde hiç kimse itiraz etmiyor bak bunu da dün öğrendik.  

Artık Türkiye'deki Rally programlarına da bakacağım. Formula 1 bitti. Belki İstanbul Park'ta başka bir yarış organizasyonu yakalarsam oraya da gideriz. Eve dönerken yeni açılan VIALAND adında Disneyland çakması bir parka gitmeyi teklif ettim sana. Ama arabalardan gaza geldin herhalde hemen eve gidip Need For Speed oynayalım dedin. Eve dönüş yolunda da arabada uyuyakaldın. Yemekte annene o gün yaşadıklarını anlattın heyecanla. Gece uyumadan önce "Meftun abiye Meftun diyeceğim ben baba" dedin birden bire. Sabah okula giderken de Meftun ve arabasından bahsediyordun. Hoşuna gitmiş anlaşılan bu Drift yarışları.

Bir yarışçı günümüz böyle geçti yavru. Şimdi yoğun iş temposu beni bekler. Daha dükkanı açamadım. Akşam devam ederiz. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elmyra Duff

Uzun zamandır bir köpeğimiz olsun istiyorum ben. Her fırsatta söylerim annene. Annen köpeklerden çekinir. Köpeklerden hoşlanmaz diyemem sadece uzaktan sevmeyi tercih eder. Yanlarına sokulmaz, hatta bir köpek ona doğru yaklaşırsa genelde kaçacak delik arar. Bu yüzden köpek besleme sevdası bahçeli bir evimiz olana kadar rafa kaldırılmıştı. Ortaköy'de oturduğumuz zamanlarda kendimize ait bir kedimiz olmuştu. Mısırdı adı. Ona bakıp büyütmek bile ciddi sorumluluk istiyordu.Sonra anneannene devrettik o sorumluluğu. Kendimize zor bakıyorduk o zamanlar. :) Hayvan sevgisinin çocuk gelişiminde çok önemli bir rolü olduğu, evde evcil bir hayvan ile birlikte büyümenin çok olumlu katkıları oluğunu duyuyoruz, okuyoruz. Ama hali hazırda apartman dairesinde yaşarken, hakkını vererek evcil bir hayvanı sahiplenmeye hazır olmadığımızı ben de kabul ediyorum artık. Bahçeli bir eve geçersek ilerde ilk işim bir köpek almak olacak ama. Çünkü sen de benim gibi bayılıyorsun köpeklere. Şimdiye kadar tatsız b...

Yaz gibisi var mı ?

Ben yazcı biri değilim aslında. Ne melankolik bir yapım var ne de hüzne düşkünüm ama yine de sonbaharcı diyebilirim kendime. Ne kazak giyecek kadar serin, ne pişik olacak kadar sıcak olsun isterim hava. Ama seninle birlikte hayatımızda değişen birçok şey gibi favori mevsimimin de değiştiğini fark ettim. Artık ben de yazcıyım. Son bir iki gündür İstanbul'u sel götürdüğünde daha da iyi anladım sıcağın kıymetini. Çünkü sevimli tosbağamız eğer günün tamamını evde geçirmek zorunda kalırsa çok keyifsiz oluyor. Evet senden bahsediyorum. Bana kalsa geçerim TV'nin karşısına akşama kadar patlamış mısır ve film yaparım. Hatta annenle eskiden 13 saat aralıksız dizi izlemişliğimiz de vardır. :)) Artık onlar mazide kaldı zaten. Şimdi evde içine duracell kaçmış 10 kata kadar daha enerjili bir tosbağamız olduğun için, odalar arası sprintler, yastıklarla yapılan grekoromenler, attiler ve tuttiler ile yetinemiyoruz. Rutin bir şekilde anneannen seni sabah kahvaltıdan sonra ve öğle uykundan sonra ...

Uykucu Şirin

Dünyada en tatlı zaman harcama yöntemi uyku kurabiyem. Büyüdüğünde babanı daha iyi anlayacaksın. Şimdi bolca vaktin oluyor uyumak için. İleride eğer bana benzerse huyun suyun, bu kadar bol uyuduğun günleri özleyeceğinden emin ol. Sabah işe gitmek için böldüğüm uyku en kıymetlisi. Senden önce hafta sonları geç kalkma lüksümüz vardı. Artık uyumaktan sıkılınca kalkardık yataktan. Suzan hamile iken, arkadaşlara "bebeksiz hayatta en çok neyi özlüyorsunuz" dediğimizde anlaşmış gibi hepsi "uyku" diyordu. Şimdi bana sorsalar ben de uyku derim :) Şikayet etmiyorum daha çok durum tasviri diyelim buna biz. Yenidoğan bir bebek günün ortalama 16 saatini uykuda geçiriyormuş. Hastanede hemşireler seni ilk kucağımıza verdiği andan itibaren uyku düzeninle ilgili hiç sorun yaşamadık. Elimizden geldiğince uykun için bir düzen oluşturmaya çalıştık. En önemlisi bebeğe gece-gündüz kavramını aktarabilmekmiş. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Eğer gece ve gündüz olgusu yerleşmezse gece nöbetçi...