Ana içeriğe atla

Yaz Bitmeden

Dedim ya bebekliğin pek durağan geçmiyor. Her fırsatta seni alıp atıyoruz dışarı kendimizi. Artık gezmeye çıkma kavramına yavaş yavaş aşina olmaya başladın galiba. Hazırlık evresinde mutluluktan kanatlanıp havalanır gibisin. 

Yazın elveda sinyalleri gelmeye başladı. Güzel havaları uzun bir süre özlemle bekleyeceğimiz için son günleri iyi değerlendirmek istedik.İlerde biz yaşlanınca sen de bizi böyle gezdireceksin bak. 70'ten sonra roller değişiyor nasılsa :) Şimdiden anlaşalım. 

Önce Fenerbahçe parkına gittik yürüyüşe. İsmi vesilesi ile parka bir parça alerjim olsa da bu civarda keyifle dolaşabileceğimiz en güzel park. Bu kez arabanda gezmeye pek itiraz etmedin. Önceki gezimizin tümünü kucakta geçirmiştin. Artık arabanın içinde oturabildiğin için oturarak etrafı izlemek konusunda itirazın yok. Yeterki etrafta ilgini çekecek birşeyler olsun. Kargaları kovaladık birlikte. Uçmayı unutmuşlardı sanırım :) Koşarak kaçıyorlardı bizden. Salıncağa bindin. İlk kez demek isterdim ama sanırım nanni ile daha önce salıncak siftahı yapmışsınız. Salıncak veya sallanma pek ilgini çekmedi. Yanındaki diğer çocukları incelemek daha cazip geldi sanırım... 


Parktan sonra Bağdat Caddesine gittik. Annen orada gezinmeyi çok seviyor. Ben de sevmeye çalışıyorum :) Sen kalabalığın olduğu her yere bayılıyorsun. 


Biraz gezintiden sonra klasik uğrak yerimize, Gloria'ya oturup birer kahve içelim dedik. Sende bir koltuğa kuruldun. Kahvelerimiz geldi. Sonra başladın çığlık çığlığa bağırmaya. Bu huyunu da çevredeki 20 kadar müşteri ile birlikte keşfetmiş olduk. Bu kadar sevimli olmasan o gürültüye katlanırlar mıydı bilemiyorum... 


Haftasonu Ebru ablanın şirketi yaza veda partisi yapıyormuş. Dayınlar davet edince oraya da gittik. Barbekü ve sınırsız bira kaçmazdı :) 


Başka nereye gittik. Fatih amcan aradı. İlk kankan Tuna ile Ortaköy'e gitmişler. Gelin sizde dediler. Hava da güzel. Neden olmasın değil mi ? Gidip sahilde biraz dolaştık. Birer kahve içtik. Güneşi Ortaköy'de batırıp evimize döndük.


Ayrıca haftasonu doktorun Aret amcayı görmeye gittin. 8 ay sonra seni ilk kez gördü Hatice hemşire ve Aret Bey. Seni çok sevdiler. Çünkü sen dünyanın en güleryüzlü ve sevimli bebeğisin. Neden Aret amcalara gittiğimizi daha sonra anlatacağım :)
 
Öğleden sonramızı ise benim işyerimde geçirdik. İlk kez 8 aylıkken seni iş yerime götürdüm :) Hep büyüyüp badi badi yürümeye başlayınca seni işe götürürüm diye hayal ederdim. Biraz erken oldu. Fosforlu kalemleri, bilgisayarı, delgeçi çok enteresan buldun. Bahçede gezdik, parkta yemek yedik hatta bir müşteriye birlikte teklif hazırladık :) 

 

Başka bir sürü şey yaptık birlikte. Hayal ettiğimiz bahçeli ev adaylarına bakmaya gittik. Doğa parkına gidip oynayan çocukları izledik. Akşam televizyonda maç izledik. Üstte 4 tane inci tanesi dişin çıktı. Onların resmini çektim. Çok sevimlisin. Bu arada bugün ben 33 yaşıma girdim. Sen de tam 8 aylık oldun. Benim doğum günümü kutladık. Biraz arabesk olacak ama doğum günüm senin doğduğun gündür diyerek doğum günlerimi 18 Ekim yerine bundan sonra seninle birlikte 18 Şubatta kutlamaya karar verdim. Takvim üzerinde 8 ay yaşlanacağım ama olsun :)

Bu ara vakit bulup uzun uzun yazamamıştım. Küçük hikayelerimizi kısa kısa  özetleyeyim dedim. Bunlar ipucu olur hatırlamak için.  

Tatlı rüyalar meleğim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elmyra Duff

Uzun zamandır bir köpeğimiz olsun istiyorum ben. Her fırsatta söylerim annene. Annen köpeklerden çekinir. Köpeklerden hoşlanmaz diyemem sadece uzaktan sevmeyi tercih eder. Yanlarına sokulmaz, hatta bir köpek ona doğru yaklaşırsa genelde kaçacak delik arar. Bu yüzden köpek besleme sevdası bahçeli bir evimiz olana kadar rafa kaldırılmıştı. Ortaköy'de oturduğumuz zamanlarda kendimize ait bir kedimiz olmuştu. Mısırdı adı. Ona bakıp büyütmek bile ciddi sorumluluk istiyordu.Sonra anneannene devrettik o sorumluluğu. Kendimize zor bakıyorduk o zamanlar. :) Hayvan sevgisinin çocuk gelişiminde çok önemli bir rolü olduğu, evde evcil bir hayvan ile birlikte büyümenin çok olumlu katkıları oluğunu duyuyoruz, okuyoruz. Ama hali hazırda apartman dairesinde yaşarken, hakkını vererek evcil bir hayvanı sahiplenmeye hazır olmadığımızı ben de kabul ediyorum artık. Bahçeli bir eve geçersek ilerde ilk işim bir köpek almak olacak ama. Çünkü sen de benim gibi bayılıyorsun köpeklere. Şimdiye kadar tatsız b...

Yaz gibisi var mı ?

Ben yazcı biri değilim aslında. Ne melankolik bir yapım var ne de hüzne düşkünüm ama yine de sonbaharcı diyebilirim kendime. Ne kazak giyecek kadar serin, ne pişik olacak kadar sıcak olsun isterim hava. Ama seninle birlikte hayatımızda değişen birçok şey gibi favori mevsimimin de değiştiğini fark ettim. Artık ben de yazcıyım. Son bir iki gündür İstanbul'u sel götürdüğünde daha da iyi anladım sıcağın kıymetini. Çünkü sevimli tosbağamız eğer günün tamamını evde geçirmek zorunda kalırsa çok keyifsiz oluyor. Evet senden bahsediyorum. Bana kalsa geçerim TV'nin karşısına akşama kadar patlamış mısır ve film yaparım. Hatta annenle eskiden 13 saat aralıksız dizi izlemişliğimiz de vardır. :)) Artık onlar mazide kaldı zaten. Şimdi evde içine duracell kaçmış 10 kata kadar daha enerjili bir tosbağamız olduğun için, odalar arası sprintler, yastıklarla yapılan grekoromenler, attiler ve tuttiler ile yetinemiyoruz. Rutin bir şekilde anneannen seni sabah kahvaltıdan sonra ve öğle uykundan sonra ...

Uykucu Şirin

Dünyada en tatlı zaman harcama yöntemi uyku kurabiyem. Büyüdüğünde babanı daha iyi anlayacaksın. Şimdi bolca vaktin oluyor uyumak için. İleride eğer bana benzerse huyun suyun, bu kadar bol uyuduğun günleri özleyeceğinden emin ol. Sabah işe gitmek için böldüğüm uyku en kıymetlisi. Senden önce hafta sonları geç kalkma lüksümüz vardı. Artık uyumaktan sıkılınca kalkardık yataktan. Suzan hamile iken, arkadaşlara "bebeksiz hayatta en çok neyi özlüyorsunuz" dediğimizde anlaşmış gibi hepsi "uyku" diyordu. Şimdi bana sorsalar ben de uyku derim :) Şikayet etmiyorum daha çok durum tasviri diyelim buna biz. Yenidoğan bir bebek günün ortalama 16 saatini uykuda geçiriyormuş. Hastanede hemşireler seni ilk kucağımıza verdiği andan itibaren uyku düzeninle ilgili hiç sorun yaşamadık. Elimizden geldiğince uykun için bir düzen oluşturmaya çalıştık. En önemlisi bebeğe gece-gündüz kavramını aktarabilmekmiş. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Eğer gece ve gündüz olgusu yerleşmezse gece nöbetçi...