Ana içeriğe atla

Ah. TonTon !!


Bu sabah ben işe gitmeden 10-15 dakika görüşebildik Doruk. Çıkarken akşam birlikte maç izleriz diye anlaşmıştık. Ama ektin beni. Sinan dayın yeni evine taşındı. Onlara gitmişsiniz ben işteyken. Eve dönerken de arabada sızmışsın. Kıyamadık uyandırmaya. Neyse Sivas maçı 2-1 bitti. Biz yendik. Drogba penaltı kaçırdı.

Maç bitti. Sen uyuyorsun. Annen uyudu. Ben de oturup kitap okudum biraz. 1-2 haftadır devam ettiğim bir kitabı bitirip kapağını kapattım. Yeni kitaba mı  başlasam, internetten Ben de Özledim dizisinin yeni bölümünü mü izlesem diye karar vermek için şuursuzca etrafa bakarken kitap konusunu yazmak geldi aklıma.   

Eylül ayında iş için Çin'e gitmiştim. Uçak yolculuğu 11 saat civarında sürüyor. Uçak içi multimedya sistemi var bir şekilde oyalanıyordum ama bizim fabrika müdürü Mustafa Bey "Cem yanımda fazla kitap var okursan verebilirim" dediğinde kafamın içinde şimşek çaktı. Kitap okumayalı asır olmuştu. İçimden de gelmedi okumak ama, "Teşekkürler, okumak istemiyorum" diyemedim. Yakıştıramadım kendime. Yaşar Kemal'in en fazla bir parmak kalınlığındaki "Tek Kanatlı Bir Kuş" adında kısa hikayesiydi. Açtım ilk sayfayı. Bir çırpıda bitirdim. Fark ettim ki kitap okumayı çok özlemişim. Çok da şey kaçırmışım bu arada. Ee sana da örnek olmalıyız. Sana okumayı sevdireceksek, önce biz kitap okurken doğal şahitlik etmeni sağlamalıyız dedim. O hevesle başladım ve iki aydır her fırsatta okuyorum. Bir sürü kitap okudum. Hatta bir iki tane çocuk gelişimi, anne-baba-çocuk iletişimi konulu kitap okuduk annenle. Aramızdaki bazı iletişim sorunlarını çözmede çok faydası oldu. Hiç vakit kalmazsa bile  uyumadan önce 15-20 dakika kitap okuyoruz artık.

Yukarıdaki resim ise son okuduğum roman değil tabi. Bu seninkilerden. Son bir yıldır neredeyse her gece uyumadan önce sana kitap okuyoruz. Geçtiğimiz hafta 5-6 gün üst üste bu kitabı okumamızı istedin. Okul hikayesi olduğundan ilgini çekti belkide. Bu akşam başka bir hikaye okuyalım babacım dediğimde. Hayır Tonton diyordun. Geçti ama.

Bebekliğinin ilk aylarında rüya gibi bir sahne canlanırdı kafamda. Sen yatakta, tavana yapıştırdığım, karanlıkta parlayan yıldız ve gezegenleri izliyorsun. Ben ise, loş bir ışıkla kaplı odanda, yatağının başucundaki baba koltuğunda kitap okuyorum. Bir süre sonra yavaşça kapanıyor gözlerin ve uyuya kalıyorsun. Ardından üstünü örtüyor ve yanağına küçük bir öpücük kondurup sana iyi geceler diyorum. 

Fazla amerikan klişesi izlemekten oluyor işte bunlar Doruk :) Gerçek hayatta ise; kitabını seçtikten sonra yan yana uzanıyoruz. Ben resimleri göreceğin bir açıyla kitabı sana doğru tutuyorum. Okumaya başlıyorum ancak seninki dinlemek değil tam olarak. Senin ki bazen sorular sorarak, bazen yorum yaparak, resimlere aşına olduğun sahnelerde anlatıcılığı devralarak hikayeyi yaşamak daha ziyade. Kitap bitince ışık sönüyor ve uyuyorsun. Ben açıkçası sana bir şey okurken uyuduğuna şahit olmadım :)

Dışarı çıktığımızda annenle kitapçıların çocuk kitapları bölümünde iki pufa tüneyerek kitap seçiyoruz. Annen çok seçici. Tek tek tüm sayfaları okuyor kitabı almadan. Epey bir kitabın var şimdi. 20-30 tane. Ama en sevdiklerin Tonton dışında aşağıdaki 4lü sanırım. Elmer, ve TonTon'un devam kitapları da var. Bulursam onları da alırım. 

Şimdi okulda sesleri öğrenmeye başladın. Çok da ilgini çekiyor bu yeni şey. Kelimelere aşina olmak, orada burada yazan şeyleri tanımak hoşuna gidiyor. Alfabenin yarısını ses olarak tanıyor ve yazıyorsun. Muhtemelen seneye bu zamanlar kitapları kendin de okuyabileceksin. Ama biz sana masal okumaya devam ederiz merak etme. 


Bu kitapların her birine bir dönem çok takılmıştın. İleride bakınca hatırlar mısın bilmem. Belki görünce küçük bir kıvılcım çakar miniklik hatıralarında. 

Çok oku, sürekli kendini geliştir babacım. Öğrenecek çok şey, ayıracak azca zaman var. Zamanı o kadar boş ve gereksiz şeyler için harcıyoruz ki saf-i ziyan. Ben seni baştan uyarmış olayım işte.

Okul başladığından beri kendi odanda yatıyorsun. Bir iki kez ben okudum masalını, sonra anneannen teslim aldı bayrağı. Artık bizimle uyumadığın gecelerde yeni okuyucun anneannen. Pek de memnunsun halinden. Bu akşam bizim yatakta yatabilirdin ama arabada uyuya kaldığın için kendi yatağına yatırdık seni. Sonra tribe girme. İyi geceler yavrukuşum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elmyra Duff

Uzun zamandır bir köpeğimiz olsun istiyorum ben. Her fırsatta söylerim annene. Annen köpeklerden çekinir. Köpeklerden hoşlanmaz diyemem sadece uzaktan sevmeyi tercih eder. Yanlarına sokulmaz, hatta bir köpek ona doğru yaklaşırsa genelde kaçacak delik arar. Bu yüzden köpek besleme sevdası bahçeli bir evimiz olana kadar rafa kaldırılmıştı. Ortaköy'de oturduğumuz zamanlarda kendimize ait bir kedimiz olmuştu. Mısırdı adı. Ona bakıp büyütmek bile ciddi sorumluluk istiyordu.Sonra anneannene devrettik o sorumluluğu. Kendimize zor bakıyorduk o zamanlar. :) Hayvan sevgisinin çocuk gelişiminde çok önemli bir rolü olduğu, evde evcil bir hayvan ile birlikte büyümenin çok olumlu katkıları oluğunu duyuyoruz, okuyoruz. Ama hali hazırda apartman dairesinde yaşarken, hakkını vererek evcil bir hayvanı sahiplenmeye hazır olmadığımızı ben de kabul ediyorum artık. Bahçeli bir eve geçersek ilerde ilk işim bir köpek almak olacak ama. Çünkü sen de benim gibi bayılıyorsun köpeklere. Şimdiye kadar tatsız b...

Yaz gibisi var mı ?

Ben yazcı biri değilim aslında. Ne melankolik bir yapım var ne de hüzne düşkünüm ama yine de sonbaharcı diyebilirim kendime. Ne kazak giyecek kadar serin, ne pişik olacak kadar sıcak olsun isterim hava. Ama seninle birlikte hayatımızda değişen birçok şey gibi favori mevsimimin de değiştiğini fark ettim. Artık ben de yazcıyım. Son bir iki gündür İstanbul'u sel götürdüğünde daha da iyi anladım sıcağın kıymetini. Çünkü sevimli tosbağamız eğer günün tamamını evde geçirmek zorunda kalırsa çok keyifsiz oluyor. Evet senden bahsediyorum. Bana kalsa geçerim TV'nin karşısına akşama kadar patlamış mısır ve film yaparım. Hatta annenle eskiden 13 saat aralıksız dizi izlemişliğimiz de vardır. :)) Artık onlar mazide kaldı zaten. Şimdi evde içine duracell kaçmış 10 kata kadar daha enerjili bir tosbağamız olduğun için, odalar arası sprintler, yastıklarla yapılan grekoromenler, attiler ve tuttiler ile yetinemiyoruz. Rutin bir şekilde anneannen seni sabah kahvaltıdan sonra ve öğle uykundan sonra ...

Uykucu Şirin

Dünyada en tatlı zaman harcama yöntemi uyku kurabiyem. Büyüdüğünde babanı daha iyi anlayacaksın. Şimdi bolca vaktin oluyor uyumak için. İleride eğer bana benzerse huyun suyun, bu kadar bol uyuduğun günleri özleyeceğinden emin ol. Sabah işe gitmek için böldüğüm uyku en kıymetlisi. Senden önce hafta sonları geç kalkma lüksümüz vardı. Artık uyumaktan sıkılınca kalkardık yataktan. Suzan hamile iken, arkadaşlara "bebeksiz hayatta en çok neyi özlüyorsunuz" dediğimizde anlaşmış gibi hepsi "uyku" diyordu. Şimdi bana sorsalar ben de uyku derim :) Şikayet etmiyorum daha çok durum tasviri diyelim buna biz. Yenidoğan bir bebek günün ortalama 16 saatini uykuda geçiriyormuş. Hastanede hemşireler seni ilk kucağımıza verdiği andan itibaren uyku düzeninle ilgili hiç sorun yaşamadık. Elimizden geldiğince uykun için bir düzen oluşturmaya çalıştık. En önemlisi bebeğe gece-gündüz kavramını aktarabilmekmiş. Biz de bunu yapmaya çalıştık. Eğer gece ve gündüz olgusu yerleşmezse gece nöbetçi...